Mesut Yılmaz Mecliste Altı Okka Tayyibe
<
<23 Temmuz, 2007/div>
<
22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan genel seçimleri gerimizde bıraktık. Türkiye, beceriksiz bir muhalefet partisini hezimete uğratırken, AKP türkiye çapında önemli bir sonuç aldı.

Ama en önemli mesaj halkı korkutarak ve halkın değerlerine hakaret ederek bu milletin teveccühüne mashar olunmayacağıydı. Merkez sağ, bir kere daha haklılığını kanıtladı.

Bunu da Mesut Yılmaz gösterdi. Doğru çalışılıp, doğru bağlar kurulduğu zaman halkın kimsenin tehdidine boyun eğmediğini, rüşvetlere kanmadığını, kendisinden olanı yücelttiğini gösterdi.

Rize Mesut Yılmaz dedi.

Şİmdi Mesut Yılmaz Türkiye diyecek ve bu kutlu zaferi kutlayacak.

TBMM Başbakanına hoşgeldin derken, Başbakan'da Türkiye'ye sözünü veriyor: "Merkez Sağı birleştireceğim"

İçimizden geçen belli söyleyelim:

"Özlemiştik"
/div> posted by <<0comments < <
<
<21 Temmuz, 2007/div>
<
Seçimlere 24 saatten az kaldı. 22 Temmuz Pazar akşamı, Türkiye yeni vekillerini belirleyecek, yeni döneme yeni bir TBMM kompozisyonu ile girecek.

Bu dönemde, Rize'de AKP mantığını en açık şekilde gösteren her şeyi yaşadık. Seçmen tehdit edildi, Mesut Yılmaz bayraklarını asanlar hedef gösterildi, AKP'ye oy verilsin diye rüşvetler dağıtıldı, Mesut Yılmaz'a oy verecek olanların dükkanları bile yıkıldı.

Miting meydanlarında hakaretler edildi, AKP Genel Başkanı seviyesini gösterdi.

Rizeli ise buna tamah etmedi. Baskıya, yıldırmaya boyun eğmediği gibi rüşvete de tamah etmedi.

Yarın, Rizelinin tokadını göreceğiz. Firavunlara halkın öfkesini duyacağız.

Yarın, Türkiye'nin sesi sandıklardan gümbür gümbür çıkacak ve o zaman Tayyip'e bir daha soracağız

"Tayyip baksana kaç kişiyiz saysana!"

24 saat kaldı, Mesut Yılmaz geri dönüyor, Tayyip'in düşüşü başlıyor.
/div> posted by <<0comments < <
<
<18 Temmuz, 2007/div>
<
Türkiye 11. Cumhurbaşkanı'nı 5 sene için seçecek. İster TBMM seçsin ister Türk milleti 2012'de bir seçim daha geliyor. O zaman sandıklarda iki isim kaldığında Türk halkı kendisini çatıştırmayan, icraatçı, devlet geleneğine sahip ve birey hürriyetlerden yana birini seçmekte tereddüt etmeyecek. 2012'de 12. Cumhurbaşkanı şimdiden belli, Türkiye gün sayıyor.
/div> posted by <<0comments < <
<
<16 Temmuz, 2007/div>
<
Karadeniz Otoyolu Projesi'ni kimin başlattığı da AKP iktidarı döneminde tartışma konusu oldu. Olgunlaşan üzümden, yağan yağmura her şeyi kendine yoran, tavla, yağlı güreş, cirit gibi atasporlarımız mada, memlekette ne varsa kendisinin yaptığını iddia eden Tayyip, bunu da sahiplendi.

Süreç komedi. 2002 yılında "Mesut Yılmaz, hiçbir şey yapmamıştır Karadeniz Otoyolu Projesi hariç" diyen Tayyip, 2007 yılında kurdela keserken bağırdı "20 senedir yapamadılar, biz geldik yaptık!"

500 kilometrelik sahil yolu, iki gidiş iki dönüş kayalarla doldurulup karadenizlinin taşımacılığına, turizmine açılıyor. İnanılmaz bir proje. Şöyle düşünün GAP'tan iki üç kat büyük inşaat alanı. Bütün bölge şantiye gibi, Aşkabat'ı Samsun'a bağlıyor. Karadeniz tarihinin en büyük projesi. AKP'nin sahiplendiği işte bu.

Gerçek öyle mi?

Hakikat şu, 97 senesinde bu projeye Yılmaz döneminde başlandı. O dönemki koalisyon şartlarında ihaleye çıkılmadan, hükümet değiştiği için projenin o aşaması tamamlanamadı. Refahyol hükümeti zamanında ise bu proje askıya alındı. Aynı dönem Tayyip, İstanbul Belediye Başkanı'ydı.

Daha sonra, Ecevit'le kurulan koalisyon döneminde Yılmaz'ın öncülüğünde tekrar başlanılan proje ihaleye çıkartıldı. İhale tamamlandı, 2002 yılında da projenin %55'i tamamlandı. Böyle büyük bir projenin ise bir kaç senede tamamlanması zaten mümkün değildi, hükümet devam etseydi Yılmaz döneminde proje bitecekti.

Daha sonra siyasal iktidar değişti, ilk 2 sene AKP iktidarı projeyi askıya aldı. Bu kaybedilen zamandan sonra da projeye devam edildi ve proje sonlandı. Bugün Karadeniz Otoyolu açık.

İstanbul Belediye Başkanı olduğu sıralar yağan yağmuru kendinden bilen zihniyetin elbet bu proje üzerine el koyması, "Bunu da ben buldum" diye yollara düşmesi kaçınılmaz da, gökteki buluttan, yerdeki kaynaktan çıkanları sahiplenmek dışında icraatı olmayanlarla diğerleri arasındaki fark da şu: Onlar, yaptıklarımızı hayal dahi edemezler.

Çay simit hesabı ile hükümetinin icraatını anlatanlar, biliniz, yediremediniz!
/div> posted by <<0comments < <
<
<15 Temmuz, 2007/div>
<

2002 seçimlerinden sonra Türkiye'nin önünde yeni bir dönem başlıyor. Bu dönemin temel sorusu şu: "Türkiye merkezini yeniden kurarak çatışma ortamından çıkacak mı, yoksa artan bir çatışma ortamında daha da gerilerek "İki Türkiye" tablosunda kapana mı kısılacak?"

Seçime gittiğimiz şu günlerde ise açık bir manzara var. 5 senelik iktidarı altında AKP yönetimi Türkiye'nin temel demokratikleşme adımlarını atamadı. Dokunulmazlıklar, sivil otoritenin güçlendirilmesi, katılımcı demokrasiyi arttıracak olan Seçim ve Siyasi Partiler Kanunu gibi değişiklikler yapılamadı. Ekonomi, uluslararası sermaye tarafından sübvansiye edilirken, işsizlik oranı 2002'den bu yana sürekli arttı. %8.1'lerden %9.8'lere kadar çıkan bu rakam, gelir adaletini daha da bozdu. Milli gelirdeki dolar kuruna bağlı düzelme halka yansımıyor. Cari açıkların artması ve ihracat-ithalat dengesizliği Türk ekonomisini bıçak sırtında tutuyor.

Performans kötü. Ancak AKP başka bir şeyi daha yapamadı, Türk halkına güven veremedi. Sokaklarda halkımız rejimlerinin tehdit altında olduğu hissiyatıyla gösteriler düzenliyor, halkımız laiklik ve demokrasi hakkındaki hassasiyetini gösterirken, Türkiye derin bir kutuplaşmaya itiliyor.

Türbanlı kızlarımızın türban sorununu çözemediler, halkımızın demokratikleşme isteklerini yerine getiremediler ve ekonomik gelişmeyi sağlayamadılar. Mutlak başarısızlar. Ancak muhalefet de muhalefet yapamadı. Ağır bir başarısızlıkla, hezimete uğradı.

Bir yerde laiklik kelimesine takılı kalmış, Türkiye'nin temel sorunlarına 2 a4 sayfasıyla çözüm bulacağını sanan safdil CHP, diğer tarafta milliyetçiliği tırmandırarak halkımız arasında kimlik sorunlarına dayanan gerilimler yaratan MHP radikalize olurken, merkez partiler kötü yönetim sebebiyle çöktüler.

Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu seçim sonrasında Türk siyasi hayatında bulunmayacaklar.

Türkiye'nin ise ihtiyacı baki. Türkiye, kimlik sorunlarıyla ayrışmak istemeyen, ekonomik olarak refahını temin etmek isteyen, demokratikleşmeden yana, dürüst ve çalışkan insanların ülkesi. Onlar, kavga etmek istemiyorlar, onlar ayrılmak istemiyorlar, onlar kimlikleri sebebiyle bir kutbun parçası olmayı kabul etmiyorlar.

Onlar, Türkiye'nin sessiz milyonları ve bu seçimde oy verecek parti bulamıyorlar.

Mesut Yılmaz'ın böyle bir portrede yönü belli olmalı. Deneyimi, gücü, olanakları ile Türkiye'nin merkezini yeniden kurup, Türkiye'ye son hizmetini vermeli. Türkiye'nin gelişim projesi, barış, sükunet, huzur ve birlik ruhuyla devam etmeli.

Mesut Yılmaz bundan yalnızca Meclis'e giremez. Mesut Yılmaz, Meclis'i yeniden şekillendirmelidir. Mesut Yılmaz 2010ların siyasetini dizayn etmelidir.

Bugün, büyük hedefler, büyük bir teşebbüsü bekliyor ve Mesut Yılmaz yeni Türkiye için yürüyor.

Türkiye'de tam bunu bekliyor.

"Düşeş"
/div> posted by <<0comments < <
<
<
2002 Seçimlerinde %44,18 oranında Anap'a destek olan Rize, "Rizeliyiz Seninleyiz" düsturuyla çakı gibi Yılmaz'ın arkasında.

AKP iktidarı döneminde kesilen kurdelalardan fazla icraat göremeyen, kurdelaları da seçim sandığında sahibine takmak için bekleyen Rizeli, iktidara halkın cevabını vermek için gün sayıyor, önümüzdeki 7 günü iple çekiyor.

Seçimde, 75.000 Rizeli, Mesut Yılmaz'a oy verecekken, her üç haneden bir tanesinin seçim bürosuna döndüğü Rize'de hedef 100.000.

Böyle bir durumda ise, CHP bir milletvekili çıkarabilecekken, MHP'nin performansına bağlı olarak AKP'nin hiç milletvekili çıkaramama ihtimali de var. Zira Rize'de AKP'ye oy verecek seçmen parmakla gösteriliyor, aranıyor, bulunamıyor. Bütün kampanyaya, dağıtılan yardımlara, devlet kaynaklarının usulsuz kullanımına ve "Mesut Yılmaz'ın bayrağını asmayın" diye çırpınan belediye başkanına rağmen oluşan bu durum ise ortalıktaki siyasi kurulukta "ehvan-ı şer" gözüken partinin, ciddi bir alternatif kendisine çıktığında nasıl hacamat olabileceğine karine oluyor.

Erdoğan'ın ise gözü Rize'de. Buradaki performansın kendisine başarısızlık olarak yazacağını bilen Tayyip öfkesini zor kontrol ediyor, Milletvekili Adaylarına sürekli fırça çekiyor. 5 Senelik performansı boyunca fırça konusunda bayağı yol alan ancak diğer konularda hala daha Başbakan olamayan Erdoğan'ın hali Rize'linin cevabını anlamış gibi.

"Bir dahaki Seçimde sandık gömülerinde Erdoğan bulunacak!"
/div> posted by <<0comments < <
<
<
Popcorn movie tadında, patlamış mısır estetiğinde geçen 5 seneden sonra Ankara'nın canı sıkkın. Meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisi değil laf olimpiyatlarına, "Gelinim OIur Musun" evi stüdyosuna döndü.

İşi gücü bıraktık Tayyip Cumhurbaşkanı olacak mı, olmayacaksa Abdullah Gül olacak mı, olmayacaksa halk seçsin mi, her şeyi kısa kessek, CHP'mi seçse sorularıyla tavla oynuyoruz. Atılan zara artan terör, yükselen işsizlik, sürekli gargara geliyor. Bu düşeş Meclis masasında kapı alamıyor.

Söz düellosu, laf kalabalığı, kabadayı traşına karşılık; vatan-millet-sakarya edebiyatına bel bağlamış, takıldığı yerde laiklik ezberinden başka bir söz bulamayan, bütün ekonomi programını da 2 a4 kağıdına sığdıran muhaleffetten Ankara usandı.

Özledik.

Gri şehrin üstüne çöken gri siyaset bulutunda; düşünen, tartışan, liberal, demokrat insanları özledik. İcraatı ifşaattan önde tutan, laf kalabalığı yerine iş yapan adamları özledik.

Rize gönderiyor, bekliyoruz,

Mesut Yılmaz "Ankara'ya Geliyor."

AKP panikte, Tayyip'in sesi kısık, hüzünlüce bakıyor,

Korkunun çaresi yok, kalbin titresin:

"O" Geliyor!
/div> posted by <<0comments < <
<